21 Mayıs 2012 · Kategori: Makaleler

Birçok ruhsal sorunun temelinde özgüven eksikliğinin yattığı bilinen bir gerçektir.

Özgüven konusunu iyi anlayabilmek için, şamar oğlanı olmuş ya da herkesin ağzına sakız olmuş o meşhur “çocukluğuna inme” eylemine kısmen ve yüzeysel de olsa mutlaka girmek gerekir. Çünkü özgüven, tohumun toprağa atılması misali o yıllarda gelişmeye başlar.

Özgüvenin daha bebeklik döneminde anne-bebek ilişkisinden etkilendiği düşünülmektedir. O dönemde anne ile çocuğun ilişkisinin sürekli, dengeli ve tutarlı olması özgüvenin oluşmasında birincil öneme sahiptir. Uygun duygusal ilişkinin kurulduğu, güvenli ve sıcak bir ortamda duyarlı, çocuğunun gereksinimlerini fark eden ve dengeli biçimde, uygun zamanda karşılayan bir annenin varlığı özgüvenin gelişimi için vazgeçilmezdir.

Özgüven için öncelikle kendinizin nasıl birisi olduğunu bilmelisiniz.Önceleri nasıl birisi olduğunuz hakkında bir fikriniz yoktur. Size kim olduğunuzu, nasıl birisi olduğunuzu ilk aile bireyleriniz söyler.

Örneğin: 3-4 yaşlarında babanızın gözlüğünü aldığınızda “Bırak onu geri zekalı” der ve elinize vurursa başka; “Yavrum ben gözlüğüm olmazsa göremem. Lütfen onu bana ver. Bak sana takalım. Sen bulanık göreceksin” derse başka ya da gözlüğü almanızla ilgilenmez, siz hiç orada değilmişsiniz gibi davranırsa başka sonuçlar doğar.

Anne ve babasından sürekli olarak “Ancak istediğimiz gibi bir çocuk olursan seni severiz ve gereksinimlerini karşılarız” mesajı alan bir çocuk, ilerideki yaşamında da kabul görmek, sevilmek ya da isteklerini elde etmek için hep başkalarının istediği gibi davranma kalıbına uygun yaşayabilecek ve özgüveni eksik olacaktır.

Ebeveynlerimiz gerek sözleriyle, gerekse davranışlarıyla bize kim ve nasıl biri olduğumuzu söylerler. Biz de başlangıçta kendimizi onların gözüyle değerlendirmeye başlarız. Daha sonraki yıllarda başardıklarımız, kendimiz için yaptıklarımız ve daha geniş çevrenin geri bildirimleri ile bu kendimize bakışımız değişir. İşe komşularımız, arkadaşlarımız, öğretmenlerimiz karışır. Bu defa kim olduğumuzu, nasıl biri olduğumuzu onlar bize söylemeye başlar.

İşte bebeklik, oyun çocukluğu, okul dönemi derken, bu dönemlerde ilgisizliğe, aşırı ilgiye, şiddete maruz kalan ya da aile içi şiddete şahit olan, olumsuz mesaj alan çocuklarda çeşitli özgüven sorunlarının çıkması kaçınılmazdır. Burada cinsiyete göre model olan anne ya da babanın davranış örüntüsünün, stres karşısında kullandıkları savunma mekanizmalarının, sosyal, ekonomik ve politik çevrenin etkilerini de gözardı etmemek gerekir.

TEDAVİ YÖNTEMİ

Özgüven sorunları nedeniyle sosyal fobiden başlayarak diğer fobiler ve depresyona yatkınlığa kadar birçok psikiyatrik tedavi gerektirir durumla karşılaşılabilir. Özgüven sorunu olan bireylker diğer insanlarla yakın ve sıcak ilişkiler kurmakta ve bu ilişkileri sürdürmekte zorlanırlar. Yakın ilişki kurmaktan kaçınırlar. Karşı cinsle ilişkilerinde de zorluklar yaşarlar. Bu durumların tedavisinde ilaçlardan çok çeşitli terapi yöntemleri ön planda yer almaktadır.

2 Yorum

  1. Yücel Ak

    Haşmet Bey yazılarınızı büyük bir dikkatle takip ediyorum, emeğinize sağlık.

    Yanıtla

  2. Esin Küçükgürel

    Haşmet Bey makalelerinizin hepsi çok faydalı teşekkürler.

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>